Tarih Podcast'leri

Laos Tarafsızlık Bildirgesi Cenevre'de İmzalandı - Tarih

Laos Tarafsızlık Bildirgesi Cenevre'de İmzalandı - Tarih

Laos Tarafsızlık Bildirgesi Cenevre'de İmzalandı

Kırsal Laos

Laos tarafsızlığının yeniden tesisi için Cenevre'de bir anlaşma imzalandı. Prens Souvanna Phoumato için çağrılan anlaşmanın şartları, Laos Başbakanı olarak yeniden görevlendirildi. ABD ve Sovyetler Birliği tarafından kabul edilen anlaşma, Laos'taki iç savaşı geçici olarak sona erdirdi.


Başkan Kennedy göreve geldiğinde Güneydoğu Asya'daki ana kaygısı, komünist ve komünist olmayan güçler arasında bir iç savaşın süregeldiği Laos'tu. Fransız Hint-Çin Savaşı'nı sona erdiren Cenevre Anlaşmaları, ülkenin büyük bir kısmını Laos Krallığı'na tahsis ederken, iki eyaleti Pathet-Lao'ya vermişti. 1956'da Prens Souvanna Phouma iktidara döndü ve Pathet Lao'yu içeren bir koalisyon hükümeti kurdu. ABD yardımların kesilmesine karşı çıktı. En sağ muhalefet iktidara geldi ve kısa bir süre sonra merkezi hükümete entegre olan iki il, tekrar Pathet Lao kontrolüne girdi. ABD ve Sovyetler Birliği, 1962'deki Cenevre Konferansı'nda, Laos'un aslında tarafsız olacağı ve Phouma'nın lider olarak geri döneceği konusunda anlaştılar. Bu sefer ABD, Laos'un bir bölümünü tedarik hattı olarak kullanan Kuzey Vietnamlıların sonuçtan memnun değildi.


1962 Laos Cenevre Anlaşmaları

Laos sorununun çözümüne ilişkin uluslararası bir konferansta (16 Mayıs 1961-23 Temmuz 1962) Cenevre, İsviçre'de imzalanan belgeler. Konferansa Laos, SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti, Vietnam Demokratik Cumhuriyeti, Polonya, ABD, Fransa, İngiltere, Hindistan, Burma, Kamboçya, Kanada, Tayland ve Saygon hükümetinden temsilciler katıldı. Laos'taki üç siyasi gücün temsilcileri eşit koşullarda konferansa davet edildi (tarafsızlardan Prens Souvanna Phouma, Laos Vatansever Cephesi'nden Prens Souphanouvong [Neo Lao Hak Yat] ve Batı Cephesi'nden Prens Boun Oum ve General Phoumi Nosavan). sağ gruplaşma).

Haziran 1962'de, üç Laoslu siyasi grup, Laos'ta bir koalisyon hükümeti kurmak için bir anlaşmaya vardı. Konferansın eşbaşkanları SSCB ve Büyük Britanya temsilcileriydi. 1962 Cenevre Anlaşmaları, bir kısmı Laos Hükümetinin Tarafsızlık Hakkında Açıklaması (9 Temmuz 1962) olan Laos Tarafsızlığı Bildirgesini ve konferans katılımcılarının, Laos'un egemenliği, bağımsızlığı, tarafsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü.

ABD, Nisan 1963'te Laos'un yurtsever güçlerine karşı başlattığı askeri operasyonlarda Laos'taki sağcı gruplara ekonomik ve askeri yardım sağlayarak 1962 Cenevre Anlaşmalarını açıkça ihlal etti. ABD, 1964'ten itibaren Laos hava sahasını işgal etti. ve kurtarılmış bölgedeki bölgeleri bombaladı. Sonuç olarak, Laos'ta iç siyasi çözümün uygulanması altüst oldu ve koalisyon hükümeti faaliyetini durdurdu. Şubat 1971'de Amerikan ve Saygon birlikleri Güney Laos'u Güney Vietnam'dan işgal etti, ancak vatansever Laos kuvvetleri tarafından geri püskürtüldüler. Şubat 1973'te Laos'ta barışın restorasyonu ve ulusal bir uzlaşmaya varılması konusunda bir anlaşma imzalandı.


Laos Krizi, 1960–1963

Başkan seçilen John F. Kennedy'nin karşılaştığı ilk dış politika krizi, Berlin'de, Küba'da, Çin anakarası dışındaki adalarda, Vietnam'da veya Soğuk Soğuk'un daha iyi bilinen sıcak noktalarından herhangi birinde merkezlenmedi. Savaş, ancak karayla çevrili, yoksulluk çeken Laos. Kennedy ve onun dış politika ekibinin -Dışişleri Bakanı Dean Rusk, Savunma Bakanı Robert S. McNamara ve Ulusal Güvenlik Danışmanı McGeorge Bundy- Kennedy'nin 20 Ocak 1961'de göreve başlamasından önceki günlerde odaklandığı ana konu buydu.

Kennedy, göreve başlamasından bir gün önce Başkan Eisenhower ile iki hedefi göz önünde bulundurarak bir araya geldi. Toplantının “geçişin uyumu konusunda halkı güvence altına almak için belirli bir amaca hizmet etmesini” bekledi. Bu nedenle elimizi güçlendiriyoruz.” Esas odak noktası Laos'tu. Sekreterine, "Bize teslim ettikleri Laos'la nasıl başa çıkacakları konusunda giden yönetimden bir taahhüt almak için endişeliydim," dedi. Özellikle müdahaleye ne kadar hazır oldukları konusunda bir fikir edinmenin faydalı olacağını düşündüm.”

Eisenhower yönetimi Kennedy'yi kafası karışık, karmaşık ve içinden çıkılmaz bir durumda bırakıyordu. Laos bir coğrafya kurbanıydı: Dönemin bir RAND çalışması ulusu şöyle özetledi: “Yasal anlam dışında pek bir ulus olan Laos, son bağımsızlığını savunma yeteneğinden yoksundu. Ekonomisi gelişmemişti, idari kapasitesi ilkeldi, nüfusu hem etnik hem de bölgesel olarak bölünmüştü ve seçkinleri bölünmüş, yozlaşmış ve yönetmeye uygun değildi. Ancak, Eisenhower'ın Kennedy ile yaptığı görüşmede özetlediği gibi, bu son derece zayıf durum, "şişedeki mantar" idi, giden Başkan, kaybın "Uzak Doğu'nun çoğunun kaybının başlangıcı" olmasını bekliyordu.

Eisenhower yönetimi, Komünist Çin ve Kuzey Vietnam'a karşı bir siper olan Laos'ta güçlü bir anti-Komünist kalesi oluşturmak için yıllarca çalıştı. Bir harita üzerinde çekici olsa da, bu strateji Laos devletinin ve halkının özellikleriyle tamamen çelişiyordu. 1961'e gelindiğinde, Laos siyasi olarak parçalandı ve üç fraksiyon kontrol için yarıştı. Birleşik Devletler desteğini, güçleri Kong Le yönetimindeki tarafsız bir güçle savaşan General Nosavan Phoumi'ye vermişti. Sovyet uçakları, Kong Le'nin kuvvetleri için ikmal görevleri yürütüyordu. Tarafsız lider ve eski Başbakan Souvanna Phouma Kamboçya'da sürgüne gitti, ancak Laos siyasetinde etkili ve aktif kaldı. Üvey kardeşi Souphanouverong, Laos-Kuzey Vietnam sınırı boyunca geniş bir alanı kontrol eden Komünistlerin çoğunlukta olduğu Pathet Lao'ya önderlik etti. Phoumi'nin kuvvetleri çok az halk desteğine sahipti, savaşta etkisiz olduklarını kanıtladılar ve askeri bir yenilgiye doğru ilerliyor gibi görünüyorlardı.

Eisenhower yönetimi, tam da bu tür bir beklenmedik durum için Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü'nün kurulmasına öncülük etmişti. Ancak bu ilk büyük sınavda ABD, ittifakın müdahale desteğini sağlayamadı. Başlıca Avrupa güçleri, Büyük Britanya ve Fransa, Phoumi'yi gayri meşru bir hükümdar olarak gördüler ve Souvanna Phouma'yı desteklediler, Laos'ta askeri harekata şiddetle karşı çıktılar. Ocak 1961'de hazırlanan bir kurumlar arası analiz şunları özetledi: “SEATO, şu anda Laos'ta var olan ancak harekete geçmediği gibi koşullarda hareket etmek için yaratıldığından, yalnızca kendi güvenilirliğine değil, yaratıcısı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin güvenilirliğine de şüphe uyandırıyor. . . . SEATO, müttefiklerimiz tarafından bize uygulanan kısıtlamanın bir aracı haline geliyor.” Eisenhower yönetimi son günlerine ulaştığında, Birleşik Devletler durumu kurtarmak için umutsuz bir girişimde tek taraflı askeri müdahale olasılığı ile karşı karşıya kaldı. Müdahaleyle ilgili geniş lojistik sorunların ötesinde, ABD kuvvetlerinin devreye girmesi, ABD-Sovyet askeri çatışmasının önemli riskini artırdı.

Kennedy, ümit vaat etmeyen iki strateji arasında bir seçimle karşı karşıya kaldı: askeri bir çözüm peşinde koşmak, büyük olasılıkla ABD güçlerinin tek taraflı müdahalesini talep etmek ya da politikada büyük bir değişikliğe uyum sağlamak, ateşkes ve Laos'un tarafsızlaştırılmasını istemek. Askeri seçeneği reddetti, ancak Phoumi'nin müzakere pozisyonunu güçlendirmek için tasarlanmış bir saldırısını teşvik etti. Acayip başarısız oldu. Kennedy, 23 Mart 1961'de basın toplantısını Laos hakkında uzun bir tartışmayla açtı ve tarafsız ve bağımsız bir Laos'a yol açan düşmanlıklara ve müzakerelere son verilmesi çağrısında bulundu. Pathet Lao, 3 Mayıs'ta ateşkes teklifini kabul etti. Bu gecikme, Kuzey Vietnam Ordusu'na (NVA) güney Laos'ta bir taarruz yürütmek, yol ayrımındaki Tchepone köyünü ve Ho Chi Minh Patikasını Kuzey Kore'ye kadar uzatmak için gerekli araziyi ele geçirmek için zaman verdi. Annamite Dağları'nın batı tarafı, Laos ve Güney Vietnam arasındaki sınırda. Laos, 4 Haziran'daki Viyana Zirvesi'nde, Kennedy ve Sovyet Başbakanı Nikita Kruşçev'in ateşkes, tarafsızlık ve bir koalisyon hükümeti gibi ortak bir hedef üzerinde anlaştıkları önemli bir konuydu. Laos'ta üç kuvvet, böylece gerçekten tarafsız bir hükümetin kurulması güvence altına alınabilir." Kennedy, Laos'u süper güçlerin ortak hedeflere ulaşabileceği ve çatışmadan kaçınabileceği alanlarda ABD-Sovyet işbirliği umutları için bir test vakası olarak gördü.

Kennedy, yönetiminin ilk günlerinde W. Averell Harriman'ı Büyük Büyükelçi olarak atadı ve ardından Harriman'ın takip eden Kasım ayında Uzak Doğu İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak atanmasıyla ilgili politikadaki rolünü resmileştirdi. Harriman, 16 Mayıs'ta Cenevre'de toplanan Laos üzerine uluslararası bir konferans olarak Laos'a yönelik Amerikan politikasının düzenlenmesinde başı çekti. Katılan on dört ülke arasında SSCB, Laos, Çin Halk Cumhuriyeti, Kuzey Vietnam, Güney Vietnam, Polonya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Birleşik Krallık, Hindistan, Burma, Kamboçya, Kanada ve Tayland. Bu arada üç Laoslu grup, bir koalisyon hükümetinin oluşumu konusunda müzakereler yürüttü. Takip eden Mart ayına kadar Harriman, Phoumi'den hayal kırıklığına uğradı ve Amerikan politikasını kararlı bir şekilde Souvanna Phouma liderliğindeki bir koalisyon hükümetine doğru kaydırdı. Laoslu gruplar koalisyon hükümetinin oluşumu konusunda 12 Haziran 1962'de anlaşmaya vardılar ve Cenevre konferansı 23 Temmuz'da Laos'un Tarafsızlığı Bildirgesi üzerinde anlaşmaya vardı.

Bu anlaşmalar, Laos'ta Souvanna Phouma yönetiminde, kabine pozisyonlarının üç hizip arasında dağıtıldığı bir koalisyon hükümeti kurulmasını sağladı. Laos'un Tarafsızlığı Bildirgesi ve ilgili protokolleri, Laos'taki Uluslararası Denetim ve Kontrol Komisyonu'nun (ICC) gözetiminde tüm "yabancı düzenli ve düzensiz birliklerin, yabancı para-askeri oluşumların ve yabancı askeri personelin" geri çekilmesi çağrısında bulundu. Hindistan, Polonya ve Kanada temsilcilerinden oluşuyor. ICC, çoğunluk kuralları altında çalıştığı 1954'ten 1958'e kadar olan uygulamasından bir değişiklik olan oybirliği ilkesine göre çalışacaktı. Üç Laos ordusunun entegrasyonu ve terhisi koalisyon hükümeti tarafından yürütülecek ve ne ICC ne de diğer uluslararası partiler bu kritik faaliyetleri denetleyecek veya uygulayacak.

Bu anlaşmalar hızla bozuldu ve Laos ve komşuları için kalıcı sonuçlar doğurdu. NVA, 27 Ağustos'ta 15 askerin sembolik bir geri çekilmesini gerçekleştirdi ve 9 Ekim'de Kuzey Vietnam, Laos dışişleri bakanlığına birliklerinin Cenevre anlaşmasına uygun olarak geri çekildiğini bildirdi. Bununla birlikte, Kuzey Vietnam anlaşmaları ihlal ederek Pathet Lao'yu desteklemek için danışmanlık, lojistik ve savaşını sürdürdü. Kuzey Vietnam, lojistik hatlarını Güney Vietnam'daki savaş alanlarına güvenceye almak için güney Laos'taki toprak kontrolünü genişletmeye devam etti. ABD, Cenevre anlaşmasına uygun olarak askeri danışma ekiplerini geri çekti, ancak sonrasında Kuzey Vietnam ihlaline Meo ve Tayland güçlerini destekleyerek ve Phouma hükümetine ve ordusuna ekonomik ve askeri destek sağlayarak yanıt verdi.


Laos Tarafsızlık Bildirgesi Cenevre'de İmzalandı - Tarih

Japonların II. Dünya Savaşı'nda teslim olmasından sonra, Fransızlar Laos ve Vietnam ve Kamboçya'yı içeren Fransız Çinhindi'nin geri kalanı üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştı. Komünist Laos milliyetçi hareketi Pathet Lao, Fransa ile mücadelede Vietnamlıların bir müttefikiydi. Fransızlar Vietnamlılar tarafından mağlup edildikten sonra, 1954 Cenevre Anlaşmaları Laos'un egemenliğini kurdu. Bununla birlikte, Birleşik Devletler tarafından desteklenen Royal Lao hükümeti, komşu Kuzey Vietnam'da Komünistler tarafından desteklenen Pathet Lao isyancılarıyla savaşırken, kısa süre sonra iç savaş patlak verdi.

Eisenhower hükümeti, Laos'un Pathet Lao tarafından ele geçirilmesini önlemek için milyonlarca dolarlık yardım ve askeri danışman ekipleri taahhüt etti. John F. Kennedy'nin göreve başlamasından kısa bir süre önce, Başkan Eisenhower halefine çabaların başarısızlığın eşiğinde olduğu ve ABD ordusunun müdahale etmesi gerekebileceği konusunda uyardı.

Kennedy ihtiyatla hareket etti. Amerikan kuvvetleri göndermek için çeşitli teklifleri reddetti ve Sovyetler Birliği ve diğer ilgili taraflarla müzakere edilmiş bir anlaşmanın elde edebileceği en iyi şey olduğu sonucuna vardı. Cenevre'deki 1962 barış konferansı, Laos'un Tarafsızlığına İlişkin bir Bildiri ve Amerikan yanlısı, Komünist yanlısı ve tarafsız hizipler arasında bölünmüş üç parçalı bir koalisyon hükümeti üretti. Washington'un bakış açısından, düzenleme yetersizdi, ancak çekici olmayan seçeneklerin en iyisiydi.

Anlaşmaya varıldıktan kısa bir süre sonra iç savaş yeniden başladı. Vietnam'daki Amerikan askeri müdahalesi arttıkça, Laos o bölgedeki başka bir savaş alanı haline geldi. Doğu Laos'tan geçen Ho Chi Minh yolu, Güney Vietnam'daki Komünist güçler için çok önemli bir Kuzey Vietnam tedarik yoluydu. ABD, malzeme akışını engellemek için 1973'te bir ateşkes anlaşmasına varılana kadar yaklaşık on yıl boyunca Laos'un bazı bölgelerini bombaladı. 1975'te Pathet Lao ülkenin kontrolünü ele geçirdi.


Belgeyi paylaş

İngilizce HTML

Gizlilik Düzeyi: Çok Gizli

Dışişleri Bakanlığı Belgesi


Sovyetler Birliği Dışişleri Bakan Yardımcısı [Georgiy Maksimovich] Puşkin ve Büyükelçi Liu Xiao Arasındaki Görüşmenin Kaydı


&mdash Cenevre Konvansiyonuna Katılan Sovyet Temsilci Grubu ve Benzeri Konularla İlgili&mdash

[Georgiy Maksimovich] Puşkin: [&hellip] İlk olarak, pratikte Pekin, Hanoi ve Varşova'nın bu konferans sırasında Laos'taki durumdan en iyi şekilde yararlandığı sonucuna varmak için yararlanmamız gerektiği konusunda hemfikir olduğuna inanıyoruz. Laos halkının gücünün pekiştirilmesi ve geliştirilmesi. Bu açıdan yaklaşırsak Batılı güçlerle bir anlaşmaya varabileceğimize inanıyoruz.

İkincisi, Laos sorunu iki nitelikteki sorunları içerir: yerel ve uluslararası. Yerli kategorisine giren konular bu konferansta tartışılmamalıdır. Bu konular şunlardır: Laos hükümetinin örgütlenmesi, ordusunun yeniden düzenlenmesi, üç siyasi partinin temsil yetkisi, seçimler vb. Konuları Cenevre Konferansı'nda tartışamayız, bunun yerine sadece çaba gösterebiliriz. tanıtım ve yardım alanlarında. Uluslararası nitelikteki konular şunlardır: Laos'un tarafsızlığı, oradaki sigorta, yabancı askeri ve askeri personelin uzaklaştırılması, Laos'un iç siyasetine müdahalenin önlenmesi vb. Bu nitelikte birçok konu var. Elbette, Uluslararası Denetim ve Kontrol Komisyonu'nun yetki alanına girenler bazen bu kategoriye girer ve tartışılabilir.

Ancak, aynı anda her iki kategoriye giren bazı sorunlar vardır. Eğer ortaya çıkarlarsa, onları tartışabiliriz. Örneğin, ateşkesle ilgili konular. Bu, Laos'taki ilgili taraflar arasında müzakere ve bunun sonucunda bir anlaşma gerektirdiği için yerel bir sorundur, ancak Uluslararası Denetim ve Kontrol Komisyonu, anlaşmanın yürütülmesi üzerinde denetim sağlamalıdır. Bir başka örnek de seçimle ilgili konular. Bu bir iç sorun olmalı, ancak tüm taraflar seçimi denetlemek için uluslararası bir komisyon arzusunu ifade ederse, o zaman böyle bir komisyonun sorumluluklarını tartışabilir ve belirleyebiliriz. Bununla ilgili bir sürü konu var.

Laos'un tarafsızlığı meselesine gelince, konferans sırasında sadece Laos tarafından değil, katılan tüm ülkeler tarafından imzalanacak olan Laos'un kalıcı tarafsızlığını sağlayan bir belgeyi geçebileceğimizi umuyoruz. Ancak, [Souvanna] Phouma'nın daha önce ifade ettiği başka bir durumu da öngördük. Laos, bir tarafsızlık anlaşmasına zorlanmaya istekli olmayabilir, ancak kendi tarafsızlık beyanını yayınlamayı tercih edebilir. Laos'un Avusturya tarafından yayınlanana benzer bir belgede tarafsızlık ilan edebileceğini umuyor. Ancak, bu koşullar altında, tarafsızlık beyanlarını ve ilgili belgeleri Cenevre Konferansı'ndan elde edilen belgelere dahil etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu şekilde, sadece Laos kendi tarafsızlığını korumakla suçlanmayacak, aynı zamanda katılan tüm uluslar tarafsızlıklarına saygı göstermek zorunda kalacak. Bu şekilde kendileri bir tarafsızlık beyanı vermek zorunda kalmayacaklar.

Bazı askeri işlere gelince, bu nitelikte birkaç mesele var. Gerçekte bunlar, örneğin askeri üslerin ortadan kaldırılması ve yabancı orduların kaldırılması gibi Laos'un tarafsızlığının sigortası ile ilgilidir. Bu açıdan, bir kısmı Uluslararası Denetim ve Kontrol Komisyonu'nun bu konudaki yargı yetkisinin kapsamının bir tanımını içermesi gereken bazı kararların alınması ve bir belgenin hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bunun dışında usule ilişkin bir takım hususlar da bulunmaktadır.

Çinli yoldaşlarımızın ortaya koyduğu görüşlere göre, bu konferansın bir önceki konferansla bağlantılı olması gerektiğine inanıyoruz. 1954 Cenevre Sözleşmesi, Lao halkının gücünün pekiştirilmesi ve geliştirilmesi için bir temeldi.

Konferansa kimin başkanlık edeceği konusunda, İngiltere'nin konferansa kendilerinin ve Sovyetler Birliği'nin başkanlık etmesi önerisine katılabileceğimizi düşünüyoruz. Bu sefer sandalye sayısını değiştirirsek, tarafsız bir ulusun eklenmesini isteyenler mutlaka olacaktır ve Hindistan'ı önereceklerdir. Hindistan tarafsızlıkla hava atsa da, gerçekte siyasi olarak hiç de tarafsız değiller. Aynı zamanda, eğer bu gündeme getirilirse, birçok uluslararası örgüt ve birliğin Başkanlığına üçüncü tarafsız partilerin eklenmesi için baskı yaptığımız için buna uygun bir şekilde karşı çıkamayız. Ayrıca İngiltere'nin Kürsülerden biri olarak kalmasının bizim için uygun ve avantajlı olduğunu düşünüyoruz çünkü İngiltere'nin Laos meselesindeki duruşu o ABD ve diğer bazı Batılı ülkelerle çelişiyor. İngiltere sorunu çözmek için daha istekli. Amerika'nın Phouma'nın hükümetini görevden almasından duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler ve onu görevden alarak Batılı ülkeler için daha da kötü bir durum yarattıklarına inandılar. Bunun üzerine Amerika hakkında sık sık homurdanırlar. İngiltere'nin bazı konularda Amerika'yı dinlemeye her zaman istekli olmadığı için İngiliz önerisinin bir hikmeti var. İngiliz büyükelçisiyle yaptığım kişisel görüşmelerden, İngilizlerin daha esnek, ikna edilmesi daha kolay ve boyun eğmeye daha istekli olduklarına inanıyorum. Bazen, önce Amerika ile tartışabileceği konularda, bunun yerine hemen kabul ediyor. Bu gibi durumlara bakılırsa, İngiltere bazen önce Amerika ile görüşmek yerine kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız hareket edecektir. Belki anlaşmayı ifade ettikten ve Amerika ile tartışmak için geri döndükten sonra, kendi zorluklarını ve anlaşma nedenlerini vurgulayacaklardır.

Uluslararası Denetleme ve Kontrol Komisyonu meselesine gelince, komisyon üyelerini değiştirmenin faydalı olup olmayacağını, başka bir yöne bakmanın daha iyi olup olmayacağını düşünüyorduk: Komisyonun yargı yetkisini sınırlayın. ve Laos'un yerel hükümetine hiçbir koşulda müdahale etmelerini imkansız hale getirmek. Bu zorlu bir görev ve kararımızın Laos halkının gücünün gelişmesi için faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu konu gündeme getirilirse, iki eylem planı önerebiliriz: komisyon, her sosyalist, emperyalist ve tarafsız ülkeden iki üyeden oluşabilir veya sosyalist ve emperyal ulusların temsilcileri ikişer kişiyi aday gösterebilir ve Tarafsız ülkeler aday gösterebilir. bir. İlgili sorunlar hala tartışılabilir.

Laos'u kimin temsil edeceği sorusuyla ilgili olarak, tabi ki Phouma'nın hükümetinin Laos'taki tek yasal hükümet olarak tanınması gerektiği yönündeyiz. Yalnızca bu hükümet Laos'u temsil edebilir, ancak temsil heyeti Lao Yurtsever Cephesi gibi diğer siyasi güçlerin üyelerini veya isyancı fraksiyonun üyelerini içerebilir.

Yasal hükümetlerden bahsetmişken, Phouma hükümetinin ayaklanmaya katılan birkaç üyesi olduğu için, &ldquolegal hükümet&rdquo teriminin Phouma'yı ve isyana karşı olan kabine üyelerini ifade ettiğini belirtmek isteriz. Amerika, Phouma'nın hükümetini tanımayı kabul eder, ancak asıl üyelerden oluşması gerektiğinde ısrar ederse ne yapacağımızı düşünmeliyiz. Bu ihtimal kesinlikle söz konusu değildir. Bu olursa, Phouma hükümeti çoğunluk olarak büyük bir isyancı fraksiyonu içerecek ve Yurtsever Cephe'nin temsilcisi olmayacak. Bu bizim için tehlikeli. Bu durumda, Phouma'nın hükümetine ya Yurtsever Cephe üyeleri ya da 3. bir partinin dahil olması gerektiğini savunmamız gerekiyor.

Hanoi'den Vietnamlı yoldaşlarımızın Yurtsever Cephe temsili için savaşmayı unutmayacağımızı umduklarına dair bir haber aldık. İki sandalye ülkesinin bir davetiye göndermesini umuyorlar. Bu konuyla ilgili olarak biz de düşündük. İngiltere, her iki başkan ülke adına Yurtsever Cephe'ye bir davette bulunmayı kabul etmeyecektir. Onlar ikna olmayacaklar. Ancak yine de bunun için mücadele edeceğiz. Bu öğleden sonra İngiliz büyükelçisi benimle konuşmaya geldi. Başlangıçta bu konuyu gündeme getirmek için şu yolu düşündüm: Eğer yasal hükümetin kendi heyetini göndermesine izin vermezsek, o zaman 3. bir siyasi gücü konferansa katılmaya davet etmeliyiz. Elbette konferansa katılmaları konusu konferansın kendisinde tartışılacak ama biz bundan bahsettiğimizde bu temsilcilerin Cenevre'de beklemeleri gerekir, yoksa gelmeleri zaman kaybı olur. Bunun dışında İngiliz büyükelçisine Vatansever Cephe'nin katılımı konusunu dikkate alması gerektiğini yine de ustaca belirtmek isterim. Bunları hemen kabul edeceği umuduyla gündeme getirmiyorum, ama en azından ona biraz da olsa katıldığını ifade etmesini ve ardından küçük şeyler için yaygara koparmasını istiyorum. Bunun için çok savaşırsak, Yurtsever Cephe'nin konferansa katılmasına ve Cenevre, Prag veya Moskova'da beklemesine izin verme yeteneğini kesinlikle kazanacağımızın farkındayız. İsyancıların temsilcilerine gelince, Batılı güçler onları kesinlikle İsviçre'ye getirecek. Onlar için oldukça uygun. Yurtsever Cephe temsilcilerinin katılmasına izin vermezlerse, isyancıların katılımına kesinlikle karşı çıkacağız.

Uluslararası Denetim ve Kontrol Komisyonu, Almanya'da bir toplantı yaptı ve yalnızca iki başkan ülkeye izin veren bir karar aldı. İngilizler ve biz bu raporu zaten aldık ve şu anda İngilizlerle araştırıyoruz ve o komisyonun talimatı sorununu tartışıyoruz. Polonyalı temsilciler Almanya'ya gitmeden önce onlarla detaylı bir şekilde konuştum ve onlara hangi konularda kararlı olmamız gerektiğini ve hangi konularda esnek olabileceğimizi söyledim. Görünüşe göre Polonyalı yoldaşlarımız orada başarılı oldular. Bu toplantı çok iyi yapıldı ve idealden daha az sonuç veren sadece birkaç yer vardı, ama bu büyük bir sorun değil. İngiliz büyükelçiliği, talimat taslaklarına getirdikleri rapordan memnun değildi. Tartışma sırasında iki belgeyi geçirme fikrine karşı çıktık ve sonunda sadece bir belgeyi geçirmeyi kabul ettiler. Onlara taslakların çok uzun ve sıkıcı olduğunu ve birkaç ayrıntının ortadan kaldırılabileceğini belirttim. Bugün müzakerelere devam edeceğiz. Bugün komisyonun talimatları sorununu çözebilmemiz gerektiğini tahmin ediyorum. Eğer öyleyse, komite yarın Laos'a hareket edebilecek. Komisyonun raporu ve talimatlarıyla ilgili her şey karara bağlandığında, hemen Pekin'i bilgilendireceğiz.

İngiliz büyükelçisi, Sihanouk'un bu konferansa katılmayacağını ve bunun hakkında ne düşündüğümü zaten ifade ettiğini bilip bilmediğimi sordu. 14 ülke eksi 1 eşittir 13 diye cevap verdim. Başka bir fikrim yok. Daha sonra, "Bunun hakkında ne hissettiğinizi sormalıyım, çünkü o bizim konuğumuz değil, sizindir" diye yanıt verdim. Büyükelçi hemen Sihanouk'un son davranışının İngiltere ile hiçbir ilgisi olmadığını söyleyerek yanıt verdi. Dedim ki, eğer gerçekten sizinle bir ilgisi yoksa, o zaman kesinlikle müttefiklerinizle bir ilgisi vardır. Görünen o ki İngiltere, Sihanouk'tan biraz rahatsız ve bizim bu konuda konferans düzenlemeyi yeniden gözden geçirmemizden korktular.

Büyükelçi Liu [Xiao]: Sihanouk'un açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Puşkin: Çocukça! Davranışı biraz ciddi değil, palyaço oynuyor! Durum şu: Laos Kralı, Lao Yurtsever Cephesi'nin gücü sürekli arttığı için rahatsız oldu. Bazı hileler düşündü. 1'inde bir konferans düzenlemek, hükümeti feshetmek ve Phouma'nın katılımı olmadan bir hükümet kurmak istiyordu. İsyana katılmayan bazı katılımcıların da olduğu ortaya çıktı. Gerçekte onlar da onun adamlarıydı. Sihanouk'a baskı yaptı ve Sihanouk bazı önerilerini kabul etmiş olabilir, bu baskı altında bazı aptalca şeyler yapmış olabilir. Ancak bu önemsizdir, konferans yine de zamanında yapılabilir. Katılmayı reddetmesi konferansı etkilemeyecektir. Onlara isterlerse oturabilecekleri üç koltuk ayırabiliriz.

Büyükelçi Liu: Son bilgilere göre Amerika'nın Cenevre Konferansı'na karşı tutumu nasıl?

Puşkin: Amerika zaten konferansa katılacaklarını açıkladı. Daha yeni bilgi yok.


Laos'un Tarafsızlığına İlişkin Uluslararası Anlaşma

NS Laos'un Tarafsızlığına İlişkin Uluslararası Anlaşma 23 Temmuz 1962'de Cenevre'de aralarında Laos'un da bulunduğu 14 devlet arasında imzalanan uluslararası bir anlaşmadır. Bu, 16 Mayıs 1961'den 23 Temmuz 1962'ye kadar süren Laos Sorununun Çözümüne İlişkin Uluslararası Konferansın bir sonucuydu.

Burma, Kamboçya, Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti, Vietnam Demokratik Cumhuriyeti, Fransa, Hindistan, Polonya, Vietnam Cumhuriyeti, Tayland, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte bir Deklarasyon imzaladılar. Laos Kraliyet Hükümeti tarafından 9 Temmuz 1962 tarihli tarafsızlık beyanı, 23 Temmuz 1962 tarihinde uluslararası bir anlaşma olarak yürürlüğe girmiştir. [1]

14 imzacı, Laos'un tarafsızlığına saygı göstereceklerini, Laos'un iç işlerine doğrudan veya dolaylı müdahaleden kaçınacaklarını ve Laos'u askeri ittifaka sokmaktan veya Laos topraklarında askeri üsler kurmaktan kaçınacaklarını taahhüt ettiler. Laos hükümeti, kanun hükmünde olan taahhütlerini anayasal olarak ilan etme sözü verdi.

Bununla birlikte, Vietnam Demokratik Cumhuriyeti, Güney Vietnam hükümetine karşı Viet Cong isyanını tedarik etmek için "tarafsız" Laos topraklarından bir tedarik hattı kurduğunda anlaşma ihlal edildi.

Daha spesifik olarak, İkinci Çinhindi Savaşı sırasında Kuzey Vietnamlılar, Laos boyunca geçen Ho Chi Minh Yolu'nun inşası ve bakımında Lao Halkın Devrimci Partisi'nin (Pathet Lao) işbirliğini elde etti. Binlerce Vietnam askeri, yol ağını korumak ve güvenliğini sağlamak için Laos'a yerleştirildi. Vietnam askeri personeli de, Laos'un tarafsız hükümetini devirme mücadelesinde Pathet Lao'nun yanında savaştı. Savaş ve Lao komünist zaferinden sonra işbirliği devam etti.


Iraksak Seçenekler

Harrison Manlove, Kansas Üniversitesi'nde ABD Ordusu Yedek Subay Eğitim Kolordusu'nda bir Harbiyeli ve şu anda Tarih, Barış ve Çatışma Çalışmaları okuyor. Harrison, Rusya'nın Suriye ve Orta Doğu'daki stratejisini incelediği The Strategy Bridge için de yazmıştır. Iraksak Seçenekler'in içeriği resmi nitelikte bilgi içermez veya içerik herhangi bir hükümetin, herhangi bir organizasyonun veya herhangi bir grubun resmi konumunu temsil etmez.

Başlık: 1954-1962'de Laos'ta ABD'nin Ayaklanmayı Önleme Çabalarının Değerlendirilmesi

Orijinal Yazıldığı Tarih: 21 Haziran 2019.

İlk Yayınlanma Tarihi: 30 Eylül 2019.

Yazar ve/veya Yazar Bakış Açısı: Bu makale, 1962 Cenevre Anlaşmalarından sonra ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin bakış açısıyla, Laos'taki programların etkinliğini ve gelecekteki dış politika eylemlerinde kullanımlarını belirlemek için yazılmıştır.

Özet: 1954-1962 yılları arasında ABD Ordusu Özel Kuvvetleri ekiplerinin, Merkezi İstihbarat Teşkilatı memurlarının konuşlandırılması, ekonomik ve askeri yardım, Güneydoğu Asya'da stratejik açıdan önemli bir ülke olarak kabul edilen Laos'un komünistler tarafından ele geçirilmesini engelledi. Eisenhower yönetiminde Batı yanlısı bir Laos isteniyordu, ancak tarafsız bir koalisyon hükümetine geçiş, Laos'un Çinhindi'nde Komünist bir dayanak olmasını engellemek için nihayetinde Kennedy yönetimi tarafından desteklendi.

Metin: Ayaklanma Karşıtı (COIN), “bir bölgenin siyasi kontrolünü ele geçirmek, geçersiz kılmak veya meydan okumak için organize yıkım ve şiddet kullanımına[1]” karşı hükümet eylemleri olarak tanımlanabilir. Laos'taki US COIN'in geniş bir odak noktası vardı: Forces Armées du Royaume (FAR) – Lao Kraliyet Silahlı Kuvvetleri'nin kapasitesini geliştirmek, binlerce kişilik bir Hmong paramiliter kuvvetini eğitmek, ekonomik ve askeri yardım paketleri ve isyancıları yenilgiye uğratmak Laos içindeki tehditler. Çok az stratejik değere rağmen, Çinhindi'ndeki Fransız savaşı, Eisenhower yönetimini Laos'un Kamboçya, Tayland ve Vietnam'ın komünizme düşmesine neden olacak ilk potansiyel 'domino' olabileceğine ikna etmişti[2].

1954'te Vientiane'de yerleşik bir Birleşik Devletler Operasyon Misyonu (USOM) aracılığıyla ekonomik yardım Laos'a akmaya başladı[3]. 1954 Cenevre Anlaşması, savaşı (göreceli) bir sona getirdi, bağımsız ve tarafsız bir Laos kurdu ve FAR'ı eğitmek için yalnızca küçük bir Fransız kuvveti bırakarak Fransız askeri birliklerinin ve Viet Minh unsurlarının geri çekilmesini sağladı. Laos'taki komünist bir siyasi hareket ve örgüt olan Pathet Lao, nihai terhis için kuzeydoğuya hareket edecekti[4].

The Programs Evaluation Office (PEO) was established in 1955 as an element of USOM to facilitate defense aid to the FAR, supporting the fight against the Pathet Lao and the North Vietnamese Army (NVA) presence in northeastern Laos. Laotian neutrality meant the PEO was staffed and led by civilians who were almost all former military[5]. The Vientiane Agreements, signed in 1957, incorporated the Pathet Lao into the FAR. However, a 1959 coup conducted by Laotian General Phoumi Savanna signaled the continued tenuous situation in Laos[6].

In 1959 U.S. Army Special Forces (SF) personnel deployed to Laos as part of Project Hotfoot to train FAR personnel. Hotfoot was spread across the five military regions within Laos. Led by U.S. Army Lieutenant Colonel Arthur ‘Bull’ Simons of the 77th Special Forces Group, training responsibilities for Hotfoot were divided in two. “France would provide the tactical training to Laotian forces while non-uniformed U.S. SF would equip and provide technical training[Emphasis in original][7].” Hotfoot transitioned and expanded after Kennedy took office.

In August 1960, Laotian Captain Kong Le led an FAR airborne battalion to Vientiane in a coup against the Royal Lao Government (RLG) to form a neutralist government. Lack of pay and the burden of continuous operations led to the coup[8]. While U.S. efforts under Hotfoot became Operation White Star in 1961, SF began Operation Pincushion, a training program for the Kha tribal areas with village defense units each up to 100 strong[9]. The PEO also became a Military Assistance Advisory Group with personnel donning uniforms, signaling the transition to an overt military presence[10]. During French rule the Auto Defense Choc (ADC), or self defense units, were established at the village level and filled by local populations. CIA began a covert operation, called Momentum, to build off the ADC program and establish a large paramilitary force of ethnic Hmong to fight the Pathet Lao insurgents and Kong Le’s forces[11].

Vang Pao was a Hmong officer in the FAR who had earlier received assistance from SF to create an irregular Hmong force. In 1961, CIA paramilitary officer James W. Lair approached Vang Pao to expand the operation which became Momentum. The second White Star rotation in the spring of 1961 became part of Momentum. The operation would equip and train nearly 10,000 recruits who proved extremely effective in the field[12].

CIA used its proprietary airline – Air America – to support operations taking place throughout Laos. H-34 helicopters (replacing the weaker H-19), C-46, C-47, C-123 transport aircraft, and single-engine short take-off and landing aircraft provided airlift capabilities to CIA officers moving throughout the country, and FAR and Hmong units who received supplies through airdrops[13].

U.S. activities were critically challenged by Pathet Lao radio broadcasts (with Soviet support) which “were convincingly portraying the U.S. as obstructing peace and neutrality in Laos (while downplaying their own efforts to do so)[14].” The U.S. Information Agency field office in Laos “had two main objectives: improve the credibility of the Laotian government in the eyes of the population, and counter-Communist propaganda[15].” Small radios were distributed to provide pro-government messages in the Lao language, which was limited by the various local dialects around the country. In 1961 the U.S. Army deployed the 1st Psychological Warfare Battalion consisting of 12 men, whose “primary role was augmenting the U.S. Information Service (USIS).” and their under-resourced staff[16].

Under U.S. policy from 1954-1962, COIN efforts to support the RLG were a relative success. In 1962 a neutralist-majority coalition government was formed including rightists (from the RLG) and members of the Pathet Lao. The 1962 Geneva Accords again declared Laotian neutrality and barred any re-deployment of foreign forces to Laos. Fighting had slowed, but the Kennedy administration was disappointed with the political result. Neutrality was not a complete policy failure for the Kennedy administration, as a communist government would not be in place[17]. In accordance with the agreement SF teams withdrew from Laos, while Air America flights slowed[18]. However, future American operations would be covert, and conducted primarily by the CIA beginning after the coalition collapse in 1964 to the Pathet Lao defeat of the RLG in 1975.

From a policy perspective, the American commitment to Laos was consistent with containment and halting the global spread of communism. The covert nature of U.S. operations reflected not only the declarations of neutrality by the RLG, but the larger possibility of U.S. embarrassment on the domestic and world stages if U.S. objectives did fail. Even with no discernible strategic interests in the region, particularly Laos, “National prestige was, as always, closely linked to its apparent success or failure in foreign policy[19].”

[1] United States, Joint Chiefs of Staff. (2018). Joint Publication 3-24 Counterinsurgency (p. ix)

[2] Mcnamara, R. S. (1996). In retrospect. Random House Usa. (pp. 35-37)

[3] Leeker, J. F. (2006). Air America in Laos II – military aid (p. 1, Rep.). Bölüm I

[4] Adams, N. S., & McCoy, A. W. (1970). Laos: War and revolution. New York: Harper & Row. (p. 128). United Nations. (1954). Agreement on the Cessation of Hostilities in Laos 20 July 1954.

[5] Castle, T. N. (1991). At war in the shadow of Vietnam: United States military aid to the Royal Lao government, 1955-75 (Doctoral dissertation).

[6] Adams, N. S., & McCoy, A. W. (1970). Laos: War and revolution. New York: Harper & Row. (p. 147).


Blood on His Hands: JFK’S Costly Blunders

Although Vietnam War historians have been quick to criticize Presidents Dwight D. Eisenhower, Lyndon B. Johnson and Richard M. Nixon for their errors in strategy, policy and judgment regarding America’s involvement in the war, John F. Kennedy often gets a “pass”—his name seldom appears on the “short list” of presidents who “lost” Vietnam. Geoffrey Shaw’s The Lost Mandate of Heaven, however, makes a solid case that Kennedy and his top advisers—particularly W. Averell Harriman’s influential State Department clique—orchestrated “a political disaster that led America into a protracted and costly war.” Shaw’s book reveals Kennedy’s disastrous blunders that may have lost the Vietnam War before the United States began fighting it in earnest.

As its subtitle promises, Shaw’s book principally focuses on the Kennedy administration’s “betrayal” and collusion—at the very least its acquiescence—in the Nov. 1-2, 1963, military coup that resulted in the assassination of South Vietnamese President Ngo Dinh Diem.

Shaw’s image of Diem, based on extensive research, original sources and declassified documents, sharply contrasts with the widely accepted view of South Vietnam’s first president. Diem has typically been portrayed as a corrupt despot who, stubbornly ignoring American advice, mercilessly persecuted the country’s Buddhist majority in favor of his fellow Catholics. Critics also pointed to his heavy-handed rule, which alienated South Vietnam’s population and increased the risk that the war would be lost to North Vietnamese–sponsored Communist guerrillas. According to this conventional view—notably, as Shaw shows, relentlessly promoted at the time by Saigon’s American press corps, which despised Diem—the South Vietnamese president had to go and therefore the Kennedy administration justifiably colluded in his removal.

Shaw presents Diem as a dedicated leader of integrity, a popular Vietnamese nationalist deeply committed to his Catholic faith’s tenets, firmly resolved not only to protect his country against North Vietnamese aggression but also to resist becoming merely a figurehead and pawn of the Americans. Calling Diem’s murder “a mistake of unparalleled proportion,” Shaw asserts that it robbed South Vietnam of the only leader whose fame, stature and nationalist credentials rivaled those of the North’s Ho Chi Minh. No subsequent South Vietnamese leader proved capable of inspiring the country’s population with the fervor necessary to successfully resist North Vietnam.

Even if you are unswayed by Shaw’s revisionist presentation of Diem’s character and leadership, you have to question the Orwellian logic of the Kennedy administration’s support for his removal: Led by the Harriman faction, Kennedy’s top advisers concluded that Diem was not “democratic enough” to suit them, so they colluded in a bloody coup d’état that murdered Diem and replaced his elected government with a military dictatorship! The Kennedy administration’s complicity in the military cabal’s coup was hardly a shining example of democracy in action. Even North Vietnam’s leadership was astonished that the United States had conspired to eliminate the South Vietnamese leader the Communists most feared.

Shaw also recounts another inexcusable Kennedy blunder that arguably was his administration’s worst mistake directly influencing the war: the egregiously inept decision binding the United States by international treaty to officially honor the “neutrality” of Laos. Signed in Geneva on July 23, 1962, by the United States and 14 other nations—notably North Vietnam and its principal Communist supporters, China and the Soviet Union, who enthusiastically approved it—the one-sided treaty, based on “unenforceable neutrality,” was a farce from inception.

Hanoi immediately violated the agreement, sending thousands of North Vietnamese Army troops (joining Laotian Communist allies, the Pathet Lao) to occupy Laos’ entire eastern half and construct the extensive logistical network, known as the Ho Chi Minh Trail, which was vital for North Vietnam’s prosecution of the war. North Vietnam had maintained logistical routes and bases in Laos since at least 1958 to supply Viet Cong guerrillas in South Vietnam.

It is hardly an exaggeration to state that every American killed in ground combat in South Vietnam during the war died from a bullet, rocket-propelled grenade, mortar round, artillery shell or hand grenade brought south via the Ho Chi Minh Trail. There was no other practical means for Hanoi to get the instruments of death south other than through “neutral” Laos.

Thanks to Kennedy’s unconscionably foolish Laos treaty—“forged by Harriman,” Shaw points out—North Vietnam had free rein to exploit this monumental advantage. Although the United States bombed the Laotian trails, the massive effort was disappointingly ineffectual. And the ill-fated 1971 Laos incursion by U.S.-supported South Vietnamese ground troops proved far too little and much too late.

Shaw’s insightful book shows that Vietnam War historians must stop giving Kennedy a pass. Clearly, Kennedy has blood on his hands—Diem’s and that of an untold number of American GIs.

First published in Vietnam Magazine’s August 2016 issue.


Presidents and the Vietnam War

The road that led to the Vietnam War started before World War II even ended. Franklin Roosevelt supported national self determination in Indochina and was apposed to France reclaiming its former colonies after the war, but when Roosevelt died, and Harry Truman became president, that support died with him. State Department officials in Asia warned Truman that French rule of Vietnam would lead to “bloodshed and unrest”. Truman did not share his Roosevelt’s anti-colonialism and ultimately accepted France’s reestablishment it’s prewar empire. Truman thought that by retaking Indochina, France would shore up it’s economy and buoy its national pride. At the 1945 Potsdam conference in Germany, the Allies agreed that France was the rightful owner of French Indochina, and they would help the French re-establish control over their former colonial possession. Once the Soviet Union and Communist China started aiding North Vietnam, Truman started funding the French war effort.

By the time Dwight Eisenhower became president, the United States already had advisors in Vietnam and they were paying over half of the cost for France’s war there. When the French were on the brink of collapse in Indochina at Dien Bien Phu they begged the United States to intervene. Most of Eisenhower’s advisors wanted him to enter the war, some even suggested the use of nuclear weapons to save the French. Eisenhower was dead set against going to war in Vietnam, stating “This war in Indochina would absorb our troops by divisions!” After France’s failure at Dien Bien Phu, the 1954 Geneva Accords were signed that split Vietnam along the 17th parallel. Elections were supposed to take place to reunify Vietnam, but Ho Chi Minh would not allow any monitoring of elections in the north, even refusing the United Nations. Knowing that the communist barring the UN from monitoring elections in the north was likely a pretense for fraud, South Vietnam decided to not hold elections on the referendum. Eisenhower continued to aid South Vietnam in their struggle against the Communist North, but he bequeathed to John Kennedy pretty much the same situation in Vietnam that Truman left to him. Eisenhower wisely stayed out of war in Vietnam, unfortunately those that followed him weren’t as wise.

Though not a part of Vietnam, the country of Laos held the key to it’s defense. It bordered both North and South Vietnam to its east. During the Eisenhower administration the United States government had been sending aid to Laos to keep it from falling under Communist control. Kennedy failed to see the importance that Laos played in Vietnam’s defense and he agreed to the Declaration on the Neutrality of Laos, which created a three party coalition government of Laos. The United States withdrew support from Laos as part of the agreement, but North Vietnam soon broke the agreement, which eventually led to the fall of Laos to Communism. The loss of Laos to communism allowed North Vietnam to set up the Ho Chi Minh trail, which allowed communist troops and aid to flow through the back door into South Vietnam.

Whereas Eisenhower was smart enough to buck his military aides and avoid sending combat troops, Kennedy listened to his military aides, and sent the first combat troops to Vietnam under the guise that they were “advisors”. Kennedy increased the presence in South Vietnam from 800 advisors to 16,000 troops by the time of his death. Vietnam President Ngo Dinh Diem had told the United States that he didn’t want U.S. troops sent to his country, as he felt it would make it look like he was bowing to colonialism. Kennedy sent General Maxwell Taylor and Deputy National Security Advisor Walt Rostow to Vietnam to assess the situation. Despite Diem insisting against U.S. soldiers, Taylor and Rostow advised Kennedy to send combat troops. Diem was right, and the introduction of American troops eroded his popularity. In October of 1963, Kennedy told U.S. Ambassador Henry Cabot Lodge Jr. to give General Duong Van Minh covert assistance in a coup to overthrow Diem. On November 1st 1963, Diem was overthrown and eventually assassinated by Minh. The overthrow of Diem is one of the key events in the war, as it put the United States on a path to much deeper intervention, which would be very difficult to extract itself from. Before Diem’s overthrow, Kennedy had approved NSAM (national security action memorandum) 263 on October 11, 1963, which called for the withdraw of 1000 troops by the end of 1963, with most U.S. personnel removed by the end of 1965. Historians use NSAM 263 to state that Kennedy had decided to remove the combat troops from Vietnam, but that was before the November 1st coup. It is a great unknown what Kennedy would have done in Vietnam, but one cannot assume he would have made the colossal mistakes the Lyndon Johnson did. By the end of 1963, however, 1000 troops were removed from Vietnam in accordance with NSAM 263.

Kennedy’s death led to a major change in Vietnam policy much the same way that Roosevelt’s did nearly two decades earlier. Lyndon Johnson went all in on Vietnam. When Johnson took office there were only 16,000 troops in Vietnam, but by the time he left office that number had ballooned to over 500,000. During the 1964 presidential campaign Johnson promised the American people that he wouldn’t go to war in Vietnam stating “We are not about to send American boys nine or ten thousand miles away from home to do what Asian boys ought to be doing for themselves” Johnson’s used the Gulf of Tonkin incident of August 4th 1964 as justification to declare war. The Destroyer, the USS Maddox, thought that it was being attacked by North Vietnamese torpedo boats, and radioed in reporting the attack and asking for air support. The air support verified that there were no torpedo boats in the area. Even Captain Herrick of the Maddox determined that there were no torpedo boats there and that his sonar operators had made a mistake. Herrick sent a high priority message that stated “Review of action makes many reported contacts and torpedoes fired appear doubtful. Freak weather effects on radar and overeager sonarmen may have accounted for many reports. No actual visual sightings by MADDOX. Suggest complete evaluation before any further action taken.” When Johnson presented the public and Congress with the “attack” he deliberately omitted the evidence that proved that the Gulf of Tonkin incident was nothing more than a phantom attack. Johnson and his staff knew that no attack happened, but they used it as a pretext to go to war, and the Gulf of Tonkin resolution passed through congress on August 7th. Johnson put domestic political considerations ahead of military concerns in Vietnam. He didn’t want to look weak in the eyes of his political opponents or be seen as “losing Vietnam” the way Truman was seen as “losing China”. He also felt that a loss in Vietnam would hurt his reelection chances in 1968. In February of 1965 Johnson authorized Operation Rolling Thunder, which was a sustained bombing campaign of Northern Vietnam. Johnson steadily increased troop levels until the end of his term. Even though Johnson saw the war as unwinnable, he persisted due to fear of the possible political fallout. The war became so unpopular that it led to a peace movement and it cost Johnson any chance at reelection.

In 1971 Daniel Ellsberg released the Pentagon Papers to the New York Times and The Washington Post. The Pentagon Papers demonstrated that the Johnson Administration systematically lied to both the American people and Congress about the war in Vietnam. The Pentagon papers covered the U.S. involvement in Vietnam from 1945-1963. They revealed many things that were hidden from the press about the war, including Kennedy’s involvement in the 1963 coup, as well as bombings in Laos and Cambodia. Since the war was ongoing at the time, President Richard Nixon wanted to stop their publication for national security reasons.

Nixon entered the White House with the promise to end the war in Vietnam with an honorable peace. Having a large number of troops in an ongoing war made safe and quick extraction impossible. Nixon’s plan in Vietnam was to drawn down US troops while replacing them with Vietnamese troops in what was called Vietnamization, while negotiating a peace agreement with North Vietnam. In 1969 Nixon began a campaign bombing Cambodia due to it’s allowing the North Vietnam and the Viet Cong to use the Ho Chi Minh trail to funnel soldiers and supplies into the south. The bombing of Cambodia was controversial, but justified as part of a strategy to end the war. It was also the right thing to do to support the American soldiers on the ground. In January of 1973 the Paris Peace Accords were signed between the United States, North Vietnam, South Vietnam and the Viet Cong. The agreement included a cease-fire, a promise to remove all US soldiers and advisers and the North Vietnamese agreed to release all POWs. Nixon got the best settlement possible considering the war had long been lost due to Lyndon Johnson’s total lack of a winning strategy. The agreement was meant to end the war between the north and the south, but in December of 1974 North Vietnam broke the agreement and launched an invasion of South Vietnam. By this time Gerald Ford had taken over as President after Nixon’s resignation. As North Vietnamese forces advanced, Ford asked for a $722 million aid package from Congress. The proposal was voted down by a wide margin. Saigon fell in April of 1975, with the United States evacuating over 1300 U.S. citizens and over 5500 Vietnamese nationals. The final fall of South Vietnam was a bitter pill for many to swallow after all the blood and treasure spent to save it. Over 100,000 Vietnamese refugees emigrated to the United States to escape the evils of communism.

The Vietnam war left a scar on the psyche of many Americans. Many veterans were mistreated by portions of the public upon returning home and several suffered from post traumatic stress syndrome. Every time there was a new foreign confrontation would come up there would be cries of “another Vietnam”. Johnson’s misuse of the Gulf of Tonkin incident also led to congress passing the War Powers Act, which is a constitutional infringement upon a presidents power as commander in chief.


Lao People&aposs Democratic Republic - History

Although archaeological evidence indicates that settlers along the Mekong had learned agriculture, metallurgy, and pottery making by 3000 M.Ö , little is known about the early history of the land that today bears the name of Laos. The lowland Lao are believed to be the descendants of Thai tribes that were pushed southward in the 8th century. According to tradition, the kingdom called Lan Xang (Ȫ million elephants") was established in 756 by King Thao Khoun Lo. In 1353, it was reunified by Fa-Ngoum, who had been raised at the court of Angkor in Kampuchea and returned with a force of Khmer troops. He is also credited with the introduction of Hinayana Buddhism into Laos. Lan Xang waged intermittent wars with the Khmers, Burmese, Vietnamese, and Thai and developed an effective administrative system, an elaborate military organization, and an active commerce with neighboring countries. In 1707, internal dissensions brought about a split of Lan Xang into two kingdoms, Luangphrabang in the north (present-day upper Laos) and Vientiane in the south (lower Laos). Strong neighboring states took advantage of this split to invade the region. Vientiane was overrun and annexed by Siam (Thailand) in 1828, while Luangphrabang became a vassal of both the Chinese and the Vietnamese. In 1893, France, which had already established a protectorate over what is now central and northern Vietnam, extended its control to both Vientiane and Luangphrabang, and Laos was ruled by France as part of Indochina. Although French control over Luangphrabang took the nominal form of a protectorate, the French colonial administration directly ruled the rest of Laos, legal justification being ultimately provided in the Lao-French convention of 1917.

During World War II, Laos was occupied by Japan. After the Japanese proclaimed on 10 March 1945 that "the colonial status of Indochina has ended," the king of Luangphrabang, Sisavang Vong, was compelled to issue a declaration of independence. The nationalist Free Lao (Lao Issarak) movement deposed the monarch soon after, but French forces reoccupied Laos, and on 27 August 1946, France concluded an agreement establishing him as king of Laos and reimposing French domination over the country. In May 1947, the king established a constitution providing for a democratic government. On 19 July 1949, Laos nominally became an independent sovereign state within the French Union. Additional conventions transferring full sovereignty to Laos were signed on 6 February 1950 and on 22 October 1953. All special economic ties with France and the other Indochinese states were abolished by the Paris pacts of 29 December 1954. In the meantime, Vietnamese Communist (Viet-Minh) forces had invaded Laos in the spring of 1953. A Laotian Communist movement, the Pathet Lao (Lao State), created on 13 August 1950 and led by Prince Souphanouvong, collaborated with the Viet-Minh during its Laotian offensive. Under the Geneva cease-fire of 21 July 1954, all Viet-Minh and most French troops were to withdraw, and the Pathet Lao was to pull back to two northern provinces, pending reunification talks with the national government under the leadership of Souvanna Phouma (Souphanouvong's half-brother). The negotiations were completed on 2 November 1957, and the Pathet Lao transformed itself into a legal political party called the National Political Front (Neo Lao Hak Xat). However, a political swing to the right that led to the ouster of Souvanna Phouma as prime minister, coupled with the refusal of the Pathet Lao forces to integrate into the Royal Lao Army, led to a renewal of fighting in May 1959.

A bloodless right-wing coup in January 1960 was answered in August by a coup led by paratroops, under the command of Capt. Kong Le in the ensuing turmoil, Souvanna Phouma returned to power. After a three-day artillery battle that destroyed much of Vientiane, right-wing military elements under Gen. Phoumi Nosavan and Prince Boun Oum occupied the capital on 11 December. A new right-wing government under Prince Boun Oum was established, but further military reverses, despite a heavy influx of US aid and advisers, caused the government to ask for a cease-fire in May 1961. An international conference assembled in Geneva to guarantee the cease-fire. All three Laotian political factions agreed on 11 June 1962 to accept a coalition government, with Souvanna Phouma as prime minister. On 23 July, the powers assembled at Geneva signed an agreement on the independence and neutrality of Laos, which provided for the evacuation of all foreign forces by 7 October. The United States announced full compliance, under supervision of the International Control Commission (ICC), set up in 1954. Communist forces were not withdrawn. Fighting resumed in the spring of 1963, and Laos was steadily drawn into the role of a main theater in the escalating Vietnam war. The Laotian segment of the so-called Ho Chi Minh trail emerged as a vital route for troops and supplies moving south from the Democratic Republic of Vietnam (DRV), also known as North Vietnam, and was the target for heavy and persistent US bombing raids. While the Vientiane government was heavily bolstered by US military and economic support, the Pathet Lao received key support from the DRV, which was reported to have 20,000 troops stationed in Laos by 1974. Efforts to negotiate a settlement in Laos resumed with US backing in 1971, but a settlement was not concluded until February 1973, a month after a Vietnam peace agreement was signed in Paris. On 5 April 1974, a new coalition government was set up, with equal representation for Pathet Lao and non-Communist elements. Souvanna Phouma, 73 years old and in failing health, stayed on as prime minister, while Prince Souphanouvong was brought closer to the center of political authority as head of the newly created Joint National Political Council.

The Pathet Lao had by this time asserted its control over three-fourths of the national territory. Following the fall of the US-backed regimes in Vietnam and Cambodia in April 1975, the Laotian Communists embarked on a campaign to achieve complete military and political supremacy in Laos. On 23 August, Vientiane was declared "liberated" by the Pathet Lao, whose effective control of Laos was thereby secured. On 2 December 1975, the Lao People's Democratic Republic (LPDR) was established, with Prince Souphanouvong as president and Kaysone Phomvihan as prime minister. King Savang Vatthana abdicated his throne, ending the monarchy that had survived in Laos for 622 years. Elections for a new National Assembly were called for April 1976 however, voting was put off indefinitely, amid reports of civil unrest and sabotage. A Supreme People's Council was convened, meanwhile, with Prince Souphanouvong as chairman, and was charged with the task of drafting a new constitution.

During the late 1970s, the Communists moved to consolidate their control and socialize the economy. Private trade was banned, factories were nationalized, and forcible collectivization of agriculture was initiated. "Reeducation" camps for an estimated 40,000 former royalists and military leaders were established in remote areas as of 1986, the government maintained that almost all the inmates had been released, but Amnesty International claimed that about 5,000 remained. A 25-year friendship treaty with Vietnam, signed in July 1977, led to closer relations with that country (already signaled by the continued presence in Laos of Vietnamese troops) and with the former USSR, and also to the subsequent dismissal from Laos of all Chinese technicians and advisers. China, for its part, began to give support and training to several small antigovernment guerrilla groups. With the economy in 1979 near collapse, in part because of severe drought in 1977 and flooding in 1978, the Laotian government slowed the process of socialization and announced a return to private enterprise and a readiness to accept aid from the non-Communist world. Throughout the 1980s armed opposition to the government persisted, particularly from the Hmong hill tribe rebels. At the Fourth Party Congress of the Lao People's Revolutionary Party (LPRP), in December 1986, a "new economic management mechanism" (NEM) was set up, aiming at granting increased autonomy in the management of formerly state-run enterprises to the private sector.

In 1988 the Lao national legislature, the Supreme People's Assembly (SPA), adopted new election laws and the first elections since the formation of the LPDR in 1975 were held. Local and provincial elections were held in 1988, and on 27 March 1989 national elections took place for an enlarged Supreme People's Assembly. In March 1991 the Fifth Party Congress of the LPRP changed Kaysone Phomvihan's title from prime minister to president, elected a new 11-member politburo, pledged to continue economic reforms in line with free-market principles while denying the need for political pluralism, and changed the national motto by substituting the words ⋞mocracy and prosperity" for "socialism." The newly elected SPA drafted a constitution adopted on 14 August 1991. The constitution provided for a national assembly functioning on principles of ⋞mocratic centralism," established the LPRP as the political system's "leading organ," created a presidency with executive powers, and mandated a market-oriented economy with rights of private ownership.

President Kaysone Phomvihan, longtime LPRP leader, died on 21 November 1992. A special session of parliament on 24 November 1992 elected hard-line Communist Nouhak Phoumsavan as the next president. Gen. Khamtai Suphandon, who had been prime minister since 15 August 1991, remained in that post. National Assembly elections were held in December 1992. One day before these elections, three former officials who called for a multiparty democracy and had been detained in 1990 were sentenced to 14 years imprisonment. The National Assembly convened in February 1993 and approved government reorganization designed to improve public administration. On 9 January 1995, longtime leader Prince Souphanouvong died, unofficially marking an end to Laos' long dalliance with hard-line Marxism. Although the NEM had initiated an opening up to international investment and improved relations with the rest of the world, there remained elements of the old guard in positions of power. With the death of Souphanouvong, the only old-time hard-line Marxist still in power as of 1996 was the country's president, Nouhak Phoumsavan. Khamtai Siphandon, prime minister and party chief, was more powerful than Nouhak and is largely credited with exerting a moderating influence on the hardliner. Nonetheless, there remains a strongly conservative mindset among the politboro members that still pulls the government back from economic flexibility or any hint of political liberalization.

Laos has actively improved its already "special relations" with Vietnam and Cambodia, while always seeking to improve relations with Thailand, the People's Republic of China (PRC), and the United States. Periodic meetings are held to promote the cooperative development of the Mekong River region by Laos, Thailand, Vietnam, and Cambodia. Laos and the People's Republic of China restored full diplomatic relations in 1989 and are now full-fledged trading partners. Mutual suspicions, characterizing the relationship between Laos and Thailand, improved with agreements to withdraw troops and resolve border disputes, and agreements between the United Nations High Commissioner for Refugees (UNHCR) to repatriate or resettle nearly 60,000 Lao refugees in Thailand. Laos has cooperated with the United States in recovering the remains of US soldiers missing in action in Laos since the Vietnam War and in efforts to suppress drug-trafficking. The US Department of State objects to Laos' restrictions on free speech, freedom of assembly and religious freedom. US Assistant Secretary of State Stanley Roth commented in March 2000 that Laos is unlikely to gain Most Favored Nation trading status unless it accounts for the fate of two naturalized US citizens, Hmong activists who disappeared in Laos during 1999. The debate over whether to grant Laos normal trade relations status was ongoing as of early 2003.

On 26 February 1998, Khamtai Siphandon was elected president, and he was reelected in March 2001. Beginning in 2000, Vientiane was hit by a series of bomb blasts, attributed to anti-government groups based abroad. Beginning in the late 1990s, tensions emerged between rival groups of ethnic Hmong in the highlands. Triggered by Thailand's closing of refugee camps on its side of the Laos-Thai border, tens of thousands of exiles were forced to return home. Most were expected to be jailed or executed for their anti-government activities, but instead, the government encouraged their peaceful settlement among the lowland population. Certain right-wing guerrilla factions among the Hmong, long fighting the Pathet Lao, subsequently reacted violently to the government's pacification efforts to integrate moderate Hmong villagers. On 6 February 2003 near Vang Vieng, a bus and 2 Western bicyclers were attacked by gunmen, who killed twelve people. Militant Hmong were blamed for the attack.

On 24 February 2002, parliamentary elections were held, but all but one of the 166 candidates were from the Lao People's Revolutionary Party (LPRP). The LPRP won 108 of 109 seats in the National Assembly.


Videoyu izle: MÜSLÜMANLARIN YARIM VATANDAŞ SAYILDIĞI ÜLKE: MYANMAR (Ocak 2022).